Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gülçelik, "Meme kanserine karşı en önemli başarı erken tanıdır. Meme kanserinin erken tanısı sayesinde ilerleyen tedavi protokolleri ile kansere bağlı ölüm riski yüzde 5'in altına düşmektedir." dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, meme kanserine karşı en önemli başarının erken tanı olduğunu belirterek, “Meme kanserinin erken tanısı sayesinde ilerleyen tedavi protokolleri ile kansere bağlı ölüm riski yüzde 5’in altına düşmektedir” dedi.

Prof. Dr. Gülçelik, “Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı” dolayısıyla yaptığı açıklamada, hastalığın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en sık görülen kanser türü olduğunu söyledi.

Gelişen dünyada artan yaşam süreleri, batı stili yaşam adaptasyonu ve kentsel düzen ile meme kanser oranının arttığını dile getiren Gülçelik, “Meme kanseri kadınlarda görülen en sık kanser tipi olması yanında, kansere bağlı ölümlerde tüm kanserler içinde üçüncü sıradadır. Meme kanserine hayat boyu yakalanma riski yüzde 12,9 olup, bunun anlamı ortalama her 7-8 kadından biri hayatlarının bir döneminde bu kansere yakalanacaklarıdır.” şeklinde konuştu.

Gülçelik, toplumda bu denli yüksek oranda izlenmesine rağmen meme kanserinin tedavi olasılığının erken evrede çok yüksek olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

“Meme kanseri hastalık sonuçlarının bu denli iyileşmesinin ana nedenleri, meme kanserlerinde artan farkındalık ile erken teşhis oranlarının yüksek ve tedavi seçeneklerinin daha fazla olmasıdır. Anlaşıldığı gibi meme kanserine karşı en önemli başarı erken tanıdır. Meme kanserinin erken tanısı sayesinde ilerleyen tedavi protokolleri ile kansere bağlı ölüm riski yüzde 5’in altına düşmektedir. Bu nedenle erken tanının önemini vurgulamak ve meme kanseri farkındalığı yaratabilmek amacı ile Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1-31 Ekim tarihleri arası ‘Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı’ olarak kabul edilmiştir. Bu ayda meme hastalıklarından korunma ve meme kanseri oluşumundaki risk faktörleri konusunda toplumun bilinçlendirilmesi amaçlanmıştır. Farkındalık sağlanması ile erken teşhis hedefine yönelik meme kanseri belirtileri, kendi kendine meme muayenesi ve meme kanseri tarama muayenesi hakkında bilgilendirme yapılması amaçlanmıştır. Meme kanseri risk faktörlerinin bilinmesi ile risk taşıyan hastaların bilgilendirilmesi ve yakın takibi sağlanabileceği gibi meme kanseri gelişme durumunda erken tanı mümkün olabilmektedir.”

DÜZENLİ SPOR, EMZİRME VE SAĞLIKLI BESLENME KANSERDEN KORUYOR

Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, meme kanserinde ana riskin östrojen diye adlandırılan kadınlık hormonuna meme dokusunun uzun süre maruz kalması olduğunu belirterek, “Diğer bir deyişle erken yaşta adet görme (menarş) ve geç adetten kesilme (menopoz) meme kanseri için ana risk faktörüdür. Doğum yapmamak veya geç doğum (30 yaş sonrası) yapmak, alkol kullanımı, şişmanlık, ailede meme kanseri hikayesi, belirli kalıtsal hastalıklar ve diğer memede kanser olması meme kanseri oluşumu için kabul edilen başlıca risk faktörleridir. Düzenli spor yapılması, emzirme ve sağlıklı beslenmenin meme kanserinden koruyucu etkileri vardır.” ifadelerini kullandı.

Erken evre meme kanserinin belirgin veya günlük yaşamda fark edilebilecek belirtiler göstermeyebileceğini, dolayısıyla kadınların meme kanserinin erken tanısı için ek kontrollere ihtiyaç duyduklarını ifade eden Gülçelik, şöyle devam etti: “Bunun başında bireyin kendi meme muayenesini yapması, gerekli dönemlerde hekim muayenesine gitmesi ve periyodik aralıklarla meme tarama programlarına katılması uygun olacaktır. Kabul edilebilir bir yaklaşım olarak 20 yaşını doldurmuş her kadının kendi memesini kontrol edebilecek yeteneğe sahip olmasıdır. Memesinin görüntüsünü bir ayna karşısında öncellikle kolları yanda ve sonrasında kollarını kaldırıp yukarıda birleştirerek kontrol etmelidir. Kollar yandayken meme kanseri ile ilişkili olabilecek belirtiler olan cilt değişiklikleri, meme başı kızarıklık ve döküntüleri, meme şekil bozuklukları, şişkinlikleri ve simetri bozuklukları gözlenmelidir. Kollar havadayken diğer olası belirtiler meme cilt çekilmeleri, meme başı çökmeleri, meme başı akıntısı ve koltuk altı şişlikleri dikkatle incelenmelidir. Gözle kontrolden sonra birey memesini elle muayene etmelidir. Riskli muayene bulguları ve olağan dışı yapılanmaları olan bireyin kısa sürede doktora başvurması gerekmektedir.”

MEME KANSERİ HİÇBİR BELİRT VE BULGU VERMEDEN DE GÖRÜLEBİLİR

Gülçelik, “Unutmamalıdır ki hiçbir belirti ve bulgu vermeden de meme kanseri görülebilir. Bu tip hastalara tanı konulması ile erken teşhis hedefine ulaşılabilir. Bu nedenle gerekli olduğunda doktor kontrolü, fizik muayene ve radyolojik görüntüleme taraması gereklidir.” diye konuştu.

Yüksek meme kanseri riski taşımayan kadınlarda 40 yaşından sonra en az iki yılda bir radyolojik tarama yöntemi olarak mamografinin sıklıkla kullanıldığını belirten Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, mamografinin tüm dünyada kanıtlanmış efektif meme kanseri tarama programı olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Gülçelik, tarama yöntemine ve aralıklarına doktorun risk durumuna, önceki taramalarda meme doku özelliklerine, muayene bulgularına ve takip özelliklerine göre karar vereceğini ifade ederek, “Erken tanının hayat kurtaracağı unutulmamalıdır. Bunun yanında erken tanı ile memenize daha az cerrahi işlem gerekecek, daha iyi estetik sonuç olasılığı sağlanacak, daha az veya hiç kemoterapi verilmeyecek ve meme dışı ışın tedavisine gerek kalmayacaktır.” diye konuştu.